MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Mekke İttifakı kapsamında ülkemizin Suudi Arabistan'ın savunmasına mümkün olan her türlü askeri desteğin verilmesi, uluslararası hukuku da ihlal eden yaklaşımlara karşı hassasiyetle ve kararlılıkla mukabele edilmesine imkan sağlanmalı." dedi.Bahçeli, partisinin TBMM Grup toplantısında, geçen hafta herkesi üzen kazalarını yaşandığını hatırlattı.İstanbul'un Maltepe ilçesinde bir binanın kısmen çökmesi nedeniyle 5, Manisa'nın Akhisar ilçesindeki trafik kazasında 11, Kahramanmaraş'ta ise bir gencin hayatını kaybettiği, Kahramanmaraş milletvekili Zuhal Karakoç'un da bulunduğu 7 kişinin yaralandığı trafik kazalarını anımsatan Bahçeli, hayatını kaybedenlere rahmet, yaralılara şifalar diledi.Bir önceki grup toplantısındaki "İdeolojik koordinatlarımız farklı olsa da politik merkezimiz Türkiye'dir" sözünü hatırlatan Bahçeli, Türk milletinin, sahip olduğu engin tarihi tecrübeye ve kültürel derinliğe, demokratik değerlerle teçhiz edilmiş evrensel kazanımları da eklemleyerek, yeniden büyük bir medeniyet yaratma imkan ve kabiliyetine sahip olduğunu söyledi.Türk milletinin başlatacağı medeniyet yürüyüşünün, manevi iklimini Türk-İslam kaynaklarından, kültürel temellerini ise kadim değerlerden alacağının altını çizen Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" sürecine işaret etti."Terörsüz Türkiye"nin, birlikte ve dirlikte yaşama iradesi, gönül ve kültür coğrafyasıyla beraber insanlığa adaletli bir nizam vaaz eden, Türkiye merkezli yeni bir medeniyet inşasının şuuru olduğunu ifade eden Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü: "Milletimizin özgün iradesiyle tesis edilmekte olan 'Terörsüz Türkiye' ve terörsüz bölge girişimi, Türkiye hasımlarını ve bölgede hakimiyet kurma heveslilerini endişeye sürüklerken tarihimizin her döneminde olduğu gibi Türkiye'yi zayıflatmaya dönük sistemli çabalar da devreye sokulmaktadır.
Nasıl geçmişte kimi zaman ekonomik, kimi zaman siyasi ve sosyal kimi zaman da terör ve şiddeti esas alan yollarla milletimiz ayrıştırılmak, ekonomimiz istikrarsızlaştırılmak, devletimiz güçsüzleştirilmek istendiyse yakaladığımız huzur ve güven ortamını sabote etmek isteyenler yine devrededir. Peşinen söyleyelim: Türkiye yolundan, Türk milleti kararından geriye dönmeyecektir.
'Terörsüz Türkiye' adımları ciddiyetle ve samimiyetle atılmaya devam edecek ve en kısa zamanda nihayete erdirilecektir."Terörsüz bölge yolunda önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemde İsrail'in bölgeye dönük saldırganlıklarının ülkede yaklaşan seçimler de bahane edilerek devam ettiğini, kışkırtıcılık seviyesinin arttığını dile getiren Bahçeli, Mescid-i Aksa'ya yönelik provokasyonların "İsrail barbarlığının" geldiği seviyeyi gösterdiğini vurguladı.Kutsal topraklara yönelik Husi saldırılarının bölgeyi istikrarsızlaştırma hedefinin aynı amaca hizmet eden farklı bir unsuru olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Söylemler farklı olsa da hizmet ettikleri şey farksızdır.
MHP olarak ne ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'ya ne kıblemiz Kabe'ye ne de Hazreti Rasulullah'ın kutlu mabedine yönelik saldırılara göz yumamayız, sessiz kalmayız, tahammül göstermeyiz." diye konuştu.Kutsal topraklara yönelik saldırılara hiçbir şekilde duyarsız kalınamayacağını belirten Bahçeli, bu yönde diplomasinin imkanları, yetmiyorsa caydırıcı güç kullanılması gerektiğine işaret etti.
Bahçeli, "Mekke İttifakı kapsamında ülkemizin Suudi Arabistan'ın savunmasına mümkün olan her türlü askeri desteğin verilmesi, uluslararası hukuku da ihlal eden yaklaşımlara karşı hassasiyetle ve kararlılıkla mukabele edilmesine imkan sağlanmalıdır." ifadesini kullandı.Suudi Arabistan'a yönelik artan Husi saldırılarının ağır sivil kayıplara yol açtığını vurgulayan Bahçeli, sivillere ve sivil altyapıya saldırmanın uluslararası hukuk ve insancıl hukuk açısından büyük bir suç teşkil ettiğinin açık olduğunu dile getirdi.Yemen'den Suudi Arabistan'a yönelik saldırıların en sert şekilde kınanması gerektiğini kaydeden Bahçeli, yapılan saldırıları anımsattı.Devlet Bahçeli, şöyle devam etti: "Bu menfur saldırılar, kuşkusuz bütün bölgenin huzur ve istikrarını hedef almaktadır.
Yemen'de uzun yıllardır devam eden çatışmaların yeniden şiddetlenmesi, Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'nın güvenliğini tehlikeye atmakta, uluslararası ticaret, enerji arz güvenliği ve bölgesel ekonomik istikrar bakımından ciddi riskler doğurmaktadır. Orta Doğu'nun içinde bulunduğu bu zor dönemde, bölge ülkeleri arasındaki husumetleri derinleştirecek, yeni çatışma cepheleri açacak ve sivillerin hayatına mal olacak hiçbir eylem mazur görülemeyecektir.
Hangi gerekçeyle gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin, sivilleri hedef alan saldırılar hiçbir surette meşru görülemeyecektir.Suudi Arabistan'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik tehditler karşısında Türkiye, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'ndan kaynaklanan taahhütlerine bağlı kalarak ve İslam aleminin mukaddes beldelerine ev sahipliği yapan bu müttefikimizle dayanışmasını kararlılıkla sürdürecektir.
Ecdadımız yıllarca 'Hadimü'l-Haremeyn' ile şereflenmiştir. Fahrettin Paşa'nın dillere destan Medine Müdafaası bu şuurun yüksek iradesidir. Öyle ki Peygamber ocağında pişen kahraman Türk askeri, Mehmetçik unvanını bu topraklarda almıştır.
Hamdolsun kutsal topraklarımıza dönük inancımız da imanımız da kararlılığımız da milletimizin kalbinde, devletimizin kurumsallığında ve kudretinde hiç eksilmemiştir ve diridir. Temennimiz, Husilerin saldırılarına derhal son vermesi, Yemen'de kalıcı bir siyasi çözümün tesis edilmesi ve bölgesel ihtilafların diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesidir.
Bölgedeki herkes itidal içerisinde hareket etmeli, aklıselimden şaşmamalıdır. Daha fazla Müslüman kanı akmamalı, tüm bölgemiz huzur ve güven ortamında yaşayabilmelidir.""Atina için ciddi bir hata olacaktır"Mezhep farklılıklarını çatışmanın gerekçesi haline getiren, Müslüman toplumları birbirine düşüren ve bölgenin kaynaklarını savaşlarda tüketenlere, nifak tohumları ekenlere, kardeş kavgası çıksın diye Tel Aviv'de el ovuşturanlara karşı müşterek bir duruş sergilenmesini isteyen Bahçeli, "İslam dünyası bir ve bütün olmalı, kardeş kavgası derhal son bulmalı." değerlendirmesinde bulundu.Parti olarak arzularının bölge ülkelerinin birbirlerinin güvenliğine katkı sunduğu, ihtilaflarını müzakereyle çözdüğü ve geleceklerini ortak iradeyle inşa ettiği, huzur ve barış içinde bir Orta Doğu ve İslam dünyası olduğunu söyleyen Bahçeli, böylesi bir Orta Doğu hayalinin önündeki en büyük engelin bölge ve insanlık için büyük tehdit olan siyonist soykırımcı İsrail olduğunu vurguladı.Bahçeli, 27 Ekim'de seçime gidecek İsrail'de Netanyahu'nun izlediği soykırım politikasının Gazze'yi tükettiğini, yok edici çirkef adımların Batı Şeria'da da atıldığını, hatta Suriye topraklarının bütününde de yer yer sürdüğünü belirterek, "Yunanistan yönetiminin İsrail ile yakınlaşarak kendisini daha güçlü ve güvende hissedeceğini zannetmesi, Türkiye'nin deniz yetki alanlarındaki hak ve menfaatlerine dönük ihlallere dur dediğimizde İsrail'in kendisini koruyabileceğini umması tarihten ve günümüzden hiçbir ders almadığı anlamına gelecektir." dedi.Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail arasında geliştirilmek istenen elektrik bağlantısı projesinin, deniz yetki alanlarına ilişkin ihtilafları yeniden gündeme taşıdığını hatırlatan Bahçeli, ABD Dışişleri Bakanının projeye desteğini açıklaması ve Atina'nın deniz tabanı araştırmalarını yeniden başlatma girişiminin, meselenin uluslararası boyutunu da ortaya koyduğunu bildirdi.MHP Genel Başkanı Bahçeli, şunları kaydetti: "Türkiye'nin güzergaha ilişkin önceden koordinasyon gerektiği yönündeki tutumu ortadayken, üçüncü ülkelerin desteğini almakla Ankara'nın itirazlarını aşabileceğini sanmak Atina için ciddi bir hata olacaktır.
Yunanistan, bölgemizde kalıcı huzur ve barış istiyorsa, bunun yolunun komşularla dostane ilişkiler tesis etmekten geçtiğini unutmamalı. Yunanistan, Türkiye'nin haklarını ve Kıbrıs Türk Devleti'nin egemenliğini tanımadıkça, kimle ittifak kurarsa kursun, kiminle ne anlaşma imzalarsa imzalasın ve hangi silahları alırsa alsın kendisini güvende hissedemeyeceğini artık anlamalı.Şayet Yunan hükümeti bizden korunmak için silahlanıyorsa, Türk barışına sığınmasını, bizleri korkutmak için silahlanıyorsa, hiçbir gücün bizi korkutamayacağını asla aklından çıkarmamasını kendilerine tavsiye ederiz.
Bizim arzumuz ve tercihimiz, Yunan-Rum ekseninin gereksiz şovlardan ve husumetlerden uzaklaşması, diyalog ve diplomasiyle sorunları çözme iradesi sergilemesidir. Atina'daki acemi siyasetçiler, Türkiye'nin besleyeceği saygı ve dostluğun, İsrail'in satacağı silah ve mühimmattan daha güçlü olduğunu artık idrak etmeli."(Sürecek)



